Tek teker üzerinde Üsküdar iskelesine doğru iniyorum. Selanikliler sokağından ana caddeye İkinci Dünya Savaşından fırlamış Chopper tarzı bir motosiklet çıkıyor. Tanıyorum sahibini, bizim eski mahalleden komşu...
Dördüncü kattan aşağıya atlamayı göz alamayınca, merdivenlerden üçer beşer atlayarak iniyorum. Bina kapısının önünde oynayan çocukları çil yavrusu gibi dağıttıktan sonra vızır vızır geçen arabalar arasından...
Köy muhtarı, ihtiyar heyeti ve diğer ileri gelenleri kahvede toplantı halindeydi. Saatlerdir konuşuyor ama asıl konuya giremiyorlardı. Sakin görünmekle birlikte hiç de öyle değildiler. Akıllarını gagalayan...
Yalnızca bulutların arasından yarım yamalak parlayan yıldızların ışığının olduğu karanlık bir gecede, Arit, atının yemini verdikten sonra ahırın kapısını kapayıp saman balyalarına yaslandı. Evet, derin tasvirlerle...
Anlayamıyorum Allah’ım, gerçekten anlayamıyorum bazı şeyleri. Mesela neden her sabah dışarıda dondurucu soğukta tir tir titreyerek otobüs beklediğimi sonra da bütün günümü suratsız, asabi bir sürü...
Beni orada buldular.. Çatlak yerlerine yemek kırıntıları dolmuş kaba bir tahta masanın üzerinde başım bükülmüş gülüyormuşum. Önce korkmuşlar onlar, eşikten güneşin her gün odama düştüğü aynı...
“evin sırrını saklar duvar”gonca özmen Kooperatif evlerini andırırcasına dıştan beyaz boyayla boyanmış apartmanın önündeyiz. Altı kat. Beyaz dış cephe. Biz 3 numarayız. Birinci kat. Balkona kamyonu...
Bin dokuz yüz seksen altı. Toprağa, ağaç kovuklarına, serçe ve kuş yuvalarına, duvarlara, evlerin avlularına, bilahare kapı ile pencerelerine, genç ve yaşlıların yüreklerine düşen sapsarı korku,...
Havanın kararmasıyla Tacettin’in üstüne bir ağırlık çöktü. Evin duvarları üzerine üzerine geliyor, kışın kasveti onun ruhunda yeni yeni cerahatlar açıyordu. İştahsız olmasına rağmen akşam yemeğini yedi....
Mutfağa adımını atar atmaz annesiyle Nermin teyzesinin fısıldaşmaları, yerini telaşlı kaş göz işaretlerine bırakıverdi. Annesinin az önce şaşkınlıktan açık kalmış ağzını kapatmakla görevli elleri şimdi hayatın...
Şeytan giderken Don Kişot bağırdı:“Bir dakika bekle! Sana son bir soru daha soracağım.” “Sor bakalım.” dedi alaycı bir sesle Şeytan.“Ormanda savaş naraları atanlar senin adamların mıydı?”“Elbette....
Onca yıldan sonra insan neden eskide kalan arkadaşlarıyla buluşmak ister? Geçmişteki üç beş anıyı konuşup zamanın sizi çok değiştirdiğini arkadaşlarınızdan duymak ya da tam tersi, “Vay...
Haziranın ilk haftası. Güneş batmak üzere. Akşama dönüyor gün. İnsanın içini kıpır kıpır eden, mevsimin en güzel günleri. Çiftler, genç gruplar, turistler bir nehir gibi akıyor....
Babamın astım hastalığı oldukça ilerlemiş, emekli olmak zorunda kalmıştı. Bu sıralar abilerimin işleri de iyi gitmiyor, çoğu zaman siftah yapmadan dükkânı kapatıyorlardı. Babamın aldığı maaş ise...
(Gönderilmedi) Ah bir tanem, katlanamıyorum senden uzakta olmaya. Bilmem inanır mısın, seni görememek hiçbir şey görememekten daha karanlık, boğucu geliyor. Biliyorum, kızacaksın bana, sana bu kadar...
Sanayi sitesinin dışındaki büyük hangara gece yarısına doğru vardılar. Hava yağmurlu ve soğuktu. Issızlığın ortasında sac levhaların üzerine düşen yağmurun tıkırtı sesleri ve sivil polis aracından...
Merhametsiz bir sessizlikle kapandı kapı. Tam beklediği gibiydi Rümeysa’nın gidişi, gösterişsiz ve olabildiğince sönük. Tek beklemediği ise bu kadar ani olmasıydı. Bir gün gerçekleşeceğinden emindi ama...
“Şşş bu kadarı da fazla!” dedi görevli polis memuru. Aldırmayarak ağzıma gelen küfürleri savurmaya devam ettim. Gözaltından yeni çıkan birine göre beni fazla cüretkâr bulmuş olacaklar...