Connect with us

Öykü

Arif Torun – Böyle Durmak Çok Zor

Benim sizler gibi anne ve babamın bir tanışma hikayesi olmayabilir çünkü; annem ve babam yok. Kendimi acındırmak için söylemiyorum. Gerçekten yok. E-9 emisyon grubundan 3.tertibe mensup bir 50 TL’yim ben. 2017 yılının Temmuz ayında dolaşıma çıkmış olsam da fazla dolaşamayan, kısa sürede yerleşik hayata geçen bir banknotum.

Matbaadan çıkış ve bankamatiğe yüklenme gibi ilk hayat evrelerimden sonra bir dizi arkadaşımla beraber bir ihtiyarın eline geçtim. Bunaltıcı gelen bir cüzdan seyahatinden sonra ışığı tekrar görmem, saç tıraşı karşılığında berber Murat’a verilmemle oldu. Yeni açılan bir dükkânın siftahı olduğumu, akşam bir çerçeveye konulup tavana yakın bir yere asıldığımda öğrendim. Sizlerin hayatında böyle bir âdet olduğunu da…

Yıllardır aynı yerdeyim. Başlarda çok sıkılıyordum ama pandemi yok mu o pandemi, şükretmeyi öğretti bana. Kimsenin dükkânın kapısını bile açmadığı günler bitip de hayatlar eskisine dönünce ben de gün yüzü görmeye başladım. Müşteri gerçekten velinimetmiş.

Pandemiden sonra görevi bırakan belediye başkanının yerine gelen başkan bizim dükkânda tıraş olmaya başladığından beri, işler hiç olmadığı kadar açıldı. Ne kadar ensesi kalın varsa hepsi bizim Murat’a tıraş olmaya geliyordu. Dükkân neredeyse yirmi dört saat açık dursa iş yapacak haldeydi. Murat’ın tek berber olarak çalışma kararı da bunda etkiliydi tabii. Sadece bir çırak oluyordu dükkânda, ona da mesleği öğretmiyordu. Çay, temizlik, getir götür… Hepsi bu kadar.

Müşteri profili değiştikçe istekler de değişiyordu. Gelenlerin çoğu içeride rahat etmek için perdelerin kapatılmasını ve kapının kilitlenmesini istiyordu. Bir de konuşulanları dinleyip de yaymasın diye çırağın “Şöyle bir çıkıp hava almasını…” Bizim çırak bu durumdan ötürü dükkânda fazla duramaz olunca Murat ilave masraf olmasın diye çocuğu kovdu. Son haftalığını vermeden kovdu hem de. Keşke kovmasaydı. Sizlere daha güzel şeylerden bahsedebilirdim o zaman.

Belediye başkanı geç vakitte geldi dükkâna. Daha kapı kapanmadan bir hışımla bizim eski çırak içeri daldı. Birkaç el silah sesi, peş peşe yere yığılan başkan ve Murat, yandaki kahveden sesleri duyup gelenlerin arasından seri hareketlerle kaçan çırak ve kanlar… Çerçevemin camına sıçrayan kanlar… Hepsi dün gibi aklımda çünkü dün yaşandı.

Sabaha kadar polisler dükkâna girdi, çıktı. Her şeyi didik didik ederlerken çerçevemdeki kanları da biri silse çok iyi olurdu. Böyle durmak çok zor.

Dükkân bir süre kapalı kalacakmış, polisler konuşurlarken duydum.

Olanla ölene çare yok demişler ama yine de siz siz olun, çırağınızı kovmayın. Bir de gittiğiniz yerlerde benim gibi asılı olan paralar varsa camını, çerçevesini silin. Böyle durmak gerçekten çok zor.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir